karanlığın en koyu anı, aydınlığa en yakın olduğu andır...

Pazar, Nisan 11, 2008 - BEN SENİ GÖRMEDEN SEVDİM ...

Ben seni görmeden sevdim
Yorgun gecelerde titreyen bir yetim bir öksüz yüregimde sevdim seni
Ey gönül bahcemde büyüttügüm nazli cicek,
Ey sevdamin adi, askin gercek anlami
Bu hasret, bu gurbet söyle, söyle ne zaman bitecek
Ben seni görmeden sevdim
Yolunu gözledim bir Medine sabahi
Ellerimde güller, güllerki kokunu aldigim, kokunu alip yandigim
yanip yanip agladigim...
Ben seni görmeden sevdim
Gözlerini gözlerime degdir efendim, ellerini ellerime
Sevmeyi senden ögrendim ilkin, sevilmesi gereken herseyi senden
Sefkat seninle mana buldu, buz cöllerini seninle asdim
Ben seni görmeden sevdim
Bahar yüzlü insanlar bildim etrafinda pervane
onlardan biri olmak istedim hep, her emrine amade
Seninle yasamak seninle ölmek,
ama en cok seni seni görmek istedim...
Ben seni görmeden sevdim, kokunu aldim güllerde,
Ben seni görmeden sevdim, adini andim yürekte
Sevgili Sevgili en Sevgili!!!!!  ( s.a.v. )
Yorum (17) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, Nisil 5, 2008 - İNAN Kİ ÖZLEDİM... !

Yüreğim titriyor...

Hani üzerinden dört nala bir Osmanlı habercisi geçtiği zaman,titrermiş ya toprak...Hani hem titrer,hem de"Yine sefer haberi mi?"diye sorarmış ya kendine...

İşte öyle...  Titriyorum.

Dar bir İstanbul sokağı...

Yürüyorum.

Bir yanım mezarlık...

Yağmur yağıyor...Bu yağmur da İstanbullu.

Mezarlığın duvarına oturuyorum.

Önce,parke taş döşeli yollara düşen damlaların ilahilerini dinliyorum.

Sonra hafif bir rüzgar..."Boğazdan kopup geldim..."der gibi serin.

Ve toprak kokusu...

Ya Rabbim!Bu nasıl canlılık.

Dönüp arkama bakıyorum.Sanki dünyaya veda etmişlere birşeyler söyleyeceğim.

Snaki soracağım,"Hep böyle mi burası?"diye...

Utanmasam...

"Geleyim mi aranıza?" bile diyeceğim.

Haberci...

Hani dörtnala...

Yüreğimde...

Gidiyorum.Aşılacak dağlara,geçilecek nehirlere doğru...

Haberim var...

Delicesine koşturuyorum atımı.Ağzından köpükler saçılıyor.Rüzgar da arkamdan esiyor.

Neredeyse uçacağım.

Uzakta...

İşte görünüyor...

Rengarenk bir çadır.İçinde,gösterişli tahtta oturanın asil yüzü düşüyor yüreğime...Biraz heyecanlanıyorum.Biraz da kavuşma hırsı...

Oraya doğru gidiyorum.

Lakin...

Varamıyorum.

Cesaretim yok.

Uçarak geldiğim yoldan,sürüklenerek dönüyorum.

Haber yüreğimde saklı kalıyor.

 Saklı kalıyor...

Yüreğim ki;Zindan...

Bütün sevincim,ümidim,gerçeklerim,hasretlerim,hırsım orada...

Ve kapısında gardiyan:

"Medeniyet..."

 Hayır...

Hayır bitmedim...

İthal malı çılgınlıkların gücü,beni esir almaya yetmez.

Hayır...Çünkü biliyorum.Üç nefeslik ömrün sonunda ölüm var...

Kalmayacağım yerde saray yaptırmam.

Gönül zindanımda kilitli o hırs,sevinç,ümit,hasret ve gerçek bile bu dünya için değil.

Bu dünya için,öbür dünyadan bahsedecek dost arıyorum...

Gönül dostları...

İçimde saklı kalan haberi yalnız onlara vereceğim...

Ama...

Dostlar nerede?

Haykıracağım:

"İnan ki özledim!.."

Birine,gönlümdeki bütün tereddütleri kovarak rüya sıcaklığıyla "Dostum..."diyebilmeyi...

Ve ağlamayı...

"Özledim..."Belki baharı bile...

Lakin...

Diyemiyorum...

 (Murat Başaran)

Yorum (15) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

İnancın Işığında Bu dünya bir kuyu havasız çömlek Daralıyorum! Kelime manayı boğan bir gömlek Paralıyorum! ALLAH ismi varken lügat ne demek Karalıyorum! Kapımı,buyursun diye o melek Aralıyorum! Necip Fazıl K.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

hicretehli
resulevuslat
cansofi
gonuldendamlalar
sevgialemi
sivist
nasibim
alir
karalamadefterim
banucagri
emrahesss
2563
rufeydem
teknikpcdersleri
dervis35
rahmetyagmuru
ummahindostlari
mirobik
siirseviyorum
anguzelblogg
sonbahardayim
tesetturluyum
salihamel1
ichliebedir
gaflettenkurtulus

http://